Bazı dönemlerim olur benim böyle platonik takılmayı sevdiğim, ya da platonik takılmak zorunda olduğumdan bu durumu sevdiğim...
Saçma ve de gereksiz biliyorum ama.
Benim de bazı geçiş dönemlerim olur böyle.
Yine uzun zamandır ilhamın gelmemesi, okula sıkılmam, hayata sıkılmam.
Şu an bunları yazarken bile aslında ne yazacağımı bilmiyorum..
Öyle saçmalamış bile olabilirim.
Neyse.
Öyle.
skip to main |
skip to sidebar
İçimden bir ses dedi ki: "Yazmayı asla bırakma!" Ben de onu dinliyorum şimdi...
Klasik bir insanım ben,
Klasik hikayeler severim...
Sayfalar
Cumartesi, Şubat 11, 2012
Salı, Ocak 03, 2012
başlıksız
Ruhsuzum.
Ya da ruhum bir süreliğine benden gitmiş.
Yalnızım.
Çaresiz olmadım belki çoğu zaman ama hissettiğim şu ara bu; Çaresizlik!
Sessizlik.
İmkansızlık dahilindeki imkanlar.
Yarınlardaki yansımalar.
Ses olmayan sesler..
Bedenden çıkan ruhun geri dönmek istememesi.
Onda kalmak istemesi.
Rüyaların geri gelmesi.
Can sıkıcı bir sürü detay!
İstememek!
Artık bitmiş olmalıydı demek!
Bağırsak da duyulmamak.
Lanet etmek!
Kusmak!
Çok kusmak!
Belki de çok içmek gerekmek.
Ağlamamak!
Artık ağlamadan hatırlamak.
Ama yine de o lanet günleri hatırlamak!
İsyan etmek!
Unutmayı gerçekten istemek ama başaramamak.
Böyle!
Bu günlerdeki hissiyatım böyle işte!
Ya da ruhum bir süreliğine benden gitmiş.
Yalnızım.
Çaresiz olmadım belki çoğu zaman ama hissettiğim şu ara bu; Çaresizlik!
Sessizlik.
İmkansızlık dahilindeki imkanlar.
Yarınlardaki yansımalar.
Ses olmayan sesler..
Bedenden çıkan ruhun geri dönmek istememesi.
Onda kalmak istemesi.
Rüyaların geri gelmesi.
Can sıkıcı bir sürü detay!
İstememek!
Artık bitmiş olmalıydı demek!
Bağırsak da duyulmamak.
Lanet etmek!
Kusmak!
Çok kusmak!
Belki de çok içmek gerekmek.
Ağlamamak!
Artık ağlamadan hatırlamak.
Ama yine de o lanet günleri hatırlamak!
İsyan etmek!
Unutmayı gerçekten istemek ama başaramamak.
Böyle!
Bu günlerdeki hissiyatım böyle işte!
Etiketler:
haykırmaca,
içimden bir ses
Salı, Aralık 27, 2011
Aşkın "Kuzey" Yönü
Tamam ben hayvanlardan korkan bir insanım.
Hatta Kuzey ilk geldiğinde elimi kafesten içeriye sokmaya bile korkuyordum.
Ama bugün büyük bir adım attık Oğluşumla...
İlk defa onu elime aldım, odada pır pır uçmasını sağladım.
Sonra onu tekrar yakalayıp "ev"ine geri koydum.
O şimdi bana ısırarak karşılık veriyor olsa da, birbirimize alışıyoruz.
İkimiz de korkumuzu birbirimizde yeneceğiz buna inanıyorum...
Ve gerçekten de böyle eve yeni bir heyecan gelmiş gibi hissediyorum...
Bir ses gelse bir şey mi oldu diye onun için endişeleniyorum...
Cidden bir Oğluş oldu Kuzey bana..
Ve gerçekten de Aşkların en güzeli oldu...
Pazartesi, Kasım 28, 2011
Elveda meyhaneci! Herkes sarhoş olamazken ben aşık olamıyorum! Ne ayak?
27.11.2011/ Pazar 16:00
Bu işte var bir yanlışlık diyorum ben. Hayır yani tamam aşık olmak o kadar kolay, basit bir duygu değil biliyorum ama, insanlardan etkilenemiyorum bile.
Yani etkileniyorum ama yeterince değil belki de. Bağlanamıyorum. Ve evet şu yazımda bahsettiğim gibi, sanırım artık ben de bir katil oluyorum.
Bu kötü, çok kötü hemde...
Ben onun gibi kötü bir insan olmak istemiyorum. Değilim de. Ama resmen insanlara olan güvenim sıfırın altında. Aşka olan inancım tamamen kayıp. Böyle karmaşalar içerisindeyim öyle yani. Canım sıkkın. Ruhum dargın. Bir şeyler ters gidiyor. Öyle...
İlacım bitti. Doktora gitmeye üşendim resmen. 1 haftadır anti-depresansızım. İlk defa geçen gece hüngür hüngür ağladım. Ki ben ilaca başladığımdan beri hiç ağlamamıştım. Böyle de bir garip kavram kargaşası içerisindeyim.
Bu yazıyı da teyzemlerdeyken yazıyorum. Elimde kalemim, kalemle yazmayı özlemişim resmen. Neyse. Hatta birazdan kuaföre gideceğim. Saçlarımla oynamamın zamanı geldi. Klasik kız depresyon belirtisi bu evet. Aman. Ne yapayım ya... Sıkıldım...
( Teyzemdeyken kaleme aldığım bu yazı burada tıkanmış kalmış... Zaten de yazamıyorum bu ara... Öyle işte...)
Etiketler:
deneme,
haykırmaca,
içimden bir ses,
saçmalamaca,
sevgili günlük
Salı, Kasım 15, 2011
Kayıp
Kayıp kelimelerim var benim...
Aklımda sürekli dönen...
Yazıya dökülemeyen..
Bugün öğlen uykusunda bebeğimin nefes alış-verişini dinlerken aklıma doluşan, ama şimdi nerde olduklarını bulamadığım kelimelerim...
Huzurlu, mutlu kelimelerim...
Asi, kırgın kelimelerim...
Kayıplar...
Yok işte...
İçim dolu dışım boş..
Kelimeler kayıp ben kayıp...
Aklımda sürekli dönen...
Yazıya dökülemeyen..
Bugün öğlen uykusunda bebeğimin nefes alış-verişini dinlerken aklıma doluşan, ama şimdi nerde olduklarını bulamadığım kelimelerim...
Huzurlu, mutlu kelimelerim...
Asi, kırgın kelimelerim...
Kayıplar...
Yok işte...
İçim dolu dışım boş..
Kelimeler kayıp ben kayıp...
Etiketler:
deneme,
içimden bir ses
Perşembe, Ekim 27, 2011
Cevapsız tanımlarım...
24.10.2011
Özlemek: Tam anlamıyla tanıma zahmetine girmediğin birini bile özleyebilir misin ki?
Hatırlamak: Şu dünyada canını en çok yakan insanı neden sürekli hatırlarsın?
Anlamak: Görmezden geldiğin gerçeklerin aniden dan dan dan yüzüne vurması...
Yok olmak: Hayatta olup nefes almak, ama nefesten başka hiçbir getirisi olmayan kahpe bir karanlıkta sessizliğe gömülmek midir yok olmak?
Kaybolmak: Yürüdüğün, doğru bildiğin yolların aslında yanlış olduğunu fark edip geri döndüğünde bilmediğin,karanlık sokaklarda bilmediğin dönüş yolunu aramak mıdır seni yoluna geri döndürebilecek olan?
Ve..
Hapsolmak: Geçmişe takılı kalıp düşünmek, düşünmek hep aynı şeylere kafa yormak, başka hiçbir şey umurunda olmamak mıdır bizi bu denli hatıralara iten ve sürekli onlarla boğuşturan?
Sorularımın vardır elbet cevabı,
Ama yanıtlar benim istediklerim değil.
Biliyorum.
Çünkü istediğim yanıtlara ulaşabilseydim,
Huzur denen kelime hayatıma anlam katabilirdi..
Ama olmadı...
Belki de olamayacak...
Etiketler:
deneme,
içimden bir ses,
sorular,
tanımlar
Salı, Ekim 04, 2011
İnsanlar var, "insan"lar var... var işte...
Ne kadar az seçim yapabilme şansına sahibiz aslında.
Mesela ailemizi seçemiyoruz, iyisiyle kötüsüyle onları öyle kabul ediyoruz...
Aşık olduğumuz adamı seçemiyoruz kimi zaman, imkansızlığını bile bile gönül takılıp kalabiliyor istemediğimiz birilerine.
Arkadaşlarımızı belki biraz seçebiliyoruz desek de, seçtiklerimizin çoğu maskeli olabiliyor...
Seçtiğimiz insan aslında bambaşka birisi çıkabiliyor...
Her telden insanoğlu var şu dünyada...
İnsan gibi görünen ama olmayanlar da var.
Garip bir dünya, garip bir döngü...
Yüzsüz dolaşanından binlerce yüzler takınanlara kadar...
Milyonlar belki de milyarlarca "insan"ımsı var...
Peki amaç ne?
Kötülük yapmadaki amaç ne?
İkiyüzlü olmanın amacı ne?
Dengesiz davranmanın amacı ne?
Ruhsuz, düşüncesiz olmanın amacı ne?
Anlamıyorum ve hiç anlayabilecekmişim gibi gelmiyor bana...
İnsanların neden kötü olmayı seçtiklerini anlamıyorum...
İyi niyetin neden suistimal edildiğini anlamıyorum.
Tamam ben süper, melek bir insan değilim biliyorum ama, en azından düşünceli davranmaya çalışıyorum insanlara elimden geldiğince...
Ama neden bir çok insan gereksiz kötü onu da anlamak istiyorum...
Neden yani?
Belki de cevapsız bir soru soruyorum yine hayata...
Garip işte...
Gereksiz yere sinir ediyorlar insanlar beni.
İnsanlar mı ondan da emin değilim ya artık...
Ne kadar çok çeşitte "insan"ımsı varmış şu dünyada...
Bunları yeni yeni gördükçe daha da korkuyorum hayattan...
Daha da çok yaralanmaktan...
Ama yine de...
Mazeretim var!
Asabiyim ben!
Mesela ailemizi seçemiyoruz, iyisiyle kötüsüyle onları öyle kabul ediyoruz...
Aşık olduğumuz adamı seçemiyoruz kimi zaman, imkansızlığını bile bile gönül takılıp kalabiliyor istemediğimiz birilerine.
Arkadaşlarımızı belki biraz seçebiliyoruz desek de, seçtiklerimizin çoğu maskeli olabiliyor...
Seçtiğimiz insan aslında bambaşka birisi çıkabiliyor...
Her telden insanoğlu var şu dünyada...
İnsan gibi görünen ama olmayanlar da var.
Garip bir dünya, garip bir döngü...
Yüzsüz dolaşanından binlerce yüzler takınanlara kadar...
Milyonlar belki de milyarlarca "insan"ımsı var...
Peki amaç ne?
Kötülük yapmadaki amaç ne?
İkiyüzlü olmanın amacı ne?
Dengesiz davranmanın amacı ne?
Ruhsuz, düşüncesiz olmanın amacı ne?
Anlamıyorum ve hiç anlayabilecekmişim gibi gelmiyor bana...
İnsanların neden kötü olmayı seçtiklerini anlamıyorum...
İyi niyetin neden suistimal edildiğini anlamıyorum.
Tamam ben süper, melek bir insan değilim biliyorum ama, en azından düşünceli davranmaya çalışıyorum insanlara elimden geldiğince...
Ama neden bir çok insan gereksiz kötü onu da anlamak istiyorum...
Neden yani?
Belki de cevapsız bir soru soruyorum yine hayata...
Garip işte...
Gereksiz yere sinir ediyorlar insanlar beni.
İnsanlar mı ondan da emin değilim ya artık...
Ne kadar çok çeşitte "insan"ımsı varmış şu dünyada...
Bunları yeni yeni gördükçe daha da korkuyorum hayattan...
Daha da çok yaralanmaktan...
Ama yine de...
Mazeretim var!
Asabiyim ben!
Etiketler:
deneme,
içimden bir ses,
toplumsal kaygı
Şiir de okurum ki ben diyenlere...
Ayrıca Burdayım..
Etiketler
- içimden bir ses (77)
- deneme (43)
- haykırmaca (27)
- saçmalamaca (25)
- sevgili günlük (15)
- kurgusal saçmalamalar (6)
- masal (6)
- toplumsal kaygı (6)
- tavsiye (5)
- kurgusal gerçekler (2)
- sorular (2)
- veda (2)
- şiirmişcesine (2)
- cevaplar (1)
- devamı gelecek (1)
- mektup (1)
- pes etmişlik (1)
- tanımlar (1)
- topluca yazı yazma (1)