Klasik bir insanım ben,
Klasik hikayeler severim...

Pazar, Ocak 13, 2013

Değişim

Tam zamanı evet biliyorum, benim şu an oturup ders çalışmam gerek ama ben ne yapıyorum? Değişim!
Buna ihtiyacım olduğunu düşündüğüm tam şu anda, yarınki sınavımı pas geçerek bu değişime ayak uydurmaya çalışıyorum.
Ve buraya adam gibi yeniden tekrar geri dönmek için çalışmalara başlamış bulunmaktayım..
Saygılar ve de Sevgiler..

Takip eden birileri hala var ise tabii...

Cumartesi, Kasım 17, 2012

Ne oldu ki şimdi?

Uzun zamandır yazmıyorum diye sanırım blogger bana kızdı. Daha önceki yazılarımdaki resimlerimi falan hep silmiş. Neden anlamadım. Resimleri bi daha nasıl bulabilirim, ya da uğraşır mıyım onu da bilmiyorum. Üzüldüm ve de sinir oldum. o kadar.

Cuma, Ağustos 10, 2012

Bakalım hoş gelecek misin yeni iş hayatım...

Fazla tesadüfi bir şekilde bir iş görüşmesine gittim.
İlk iş görüşmemdi ve işe girebileceğimden hiç emin değildim.
Olaya "en azından iş görüşmesi tecrübesi olur" gözüyle baktım.
Belki de bunun verdiği rahatlıktı.
Bilemem.
Ama ilk iş görüşmemde işe alındım.
Mezun olmadığım-olamadığım-oldurmadıkları-için hiç umudum yokken, bir anda iş sahibi biri oldum.
Pazartesi günü işe başlıyorum bir aksilik çıkmaz ise.
Öyle işte.
Böyle de bir sevincim vardı. 
Paylaşmak istedim.



Bu da beni mezun etmeyen o iki o.ç. ye kapak olsun!

Pazar, Haziran 03, 2012

O Gün Geldi...

O gün geldi mi?
Hani uzun gibi olan bir süredir beklediğin o gün geldi mi?
Bekleyip beklemediğin önemli değil, o gün geldi mi?
İlla ki geleceğini bildiğin, sürekli ertelediğin o gün, korktuğun, gereksiz yere korktuğun, korkulacak bir şey olmamasına rağmen korktuğun o gün.
Sen günden değil kendinden korktun hep.
Hep kendinden.
Ne olacak ki o gün geldiğinde?
Ne olabilir ki?
Bilmiyorsun.
Bilinmezlikten korkuyorsun.
Olup bitse, büyümese...
Bekledikçe büyüyen bir korku, erteledikçe artan bir gerilim.
O gün geldi.
Bekle.
Az daha.
Yüzleşmek istemediğin şeylerle yüzleş.
O gün geldi.
Kaçma.
Kaçarak bir sonu gelmeyecek.
Sabret.
O gün geldi.
Ağlama.
Sen korktukça canavar devleşecek.
Korkmuyorsun.
Neden korkasın ki?
Yüzleşmek kaçtığın bir şey olmadı hiç senin.
Şimdi neden kaçasın ki?
Kaçma.
Yüzleş.
Sonra da sil at.
Yok et.
Korkma.
Hepsi bugün, şimdi, burda bitecek.




- bitemedi.sen değil o yüzleşmekten korktu ve vazgeçti-




(02.06.2012-topluca yazı yazma gününde yazdığım bir yazı)

Cuma, Mayıs 25, 2012

Olmadı Baştan...

Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? - Nazım Hikmet

Hayat bazen çok böyle değil mi?
İstiyoruz ve olmuyor diye, gözyaşı dökmek niye?
Karşılık beklemeden yapılmalı bence sevmek.
Sadece sevmek.
Nerde okuduğumu anımsayamadığım bir yerde diyordu ki, "ben sadece kendimden emin olabilirim seni sevdiğimden, sen istediğin kadar seni seviyorum de bana bunu kanıtlamayazsın" bu tarz bi yazıydı işte.
Doğru bence.
Sadece sevmekle yükümlüsün.
Karşı tarafa tek bir kelime bile edemezsin.
Etmemelisin de..
Öyle işte...






(anlatmak istediklerimi anlatamadığım çok saçma bir yazı oldu bu evet!)

Perşembe, Mayıs 17, 2012

Yalan olan sevişmelerimizdi...

Sevgi yoktu aramızda, aşk da.
Belki sadece biraz tutku.
Sevgi bende çoktu, aşk da.
Ama ikimizi de çemberine alabilecek kadar çok olmadı hiç bir zamanda.
Ellerimi uzatma amacı onları tutmandı, oysa sen tutmadın.
Gözlerine bakarken içim titremişti, senin hisselerin farklıydı.
Ben sadece sevmek istedim, sen sevişmek.
Ben sonsuzda kadar beraber olalım dedim, sen tek gece.
Sonunda senin istediğin oldu, her şey tek bir gecede son buldu.
Aramızda aşk yoktu, aşk bir tek bende vardı.
Yalan olan sevişmelerimizdi..
Çünkü bir tek onlar sende kaldı...

Çarşamba, Mayıs 09, 2012

İstanbul'da Birikenler...

"Sevgili Günlük" diye başlanabilitesi olan bir yazı olabilir aslında bu.
Zaman hızlı geçti, ben yazı yazamadım özür dilerim falan gibi safsatalarla dolu da olabilir..
Ama hayır.
Hissettiklerim değil de yaşadıklarımı yazacak olmamdan kaynaklanan bir kafa karmaşası da bunu bir "Günlük" yapabilir.

Gün gün değil yazacaklarım.
2 haftalık bir tatil süresini kapsıyor.
2 haftalık mini öykü belki de..
Çok şey sığdırmadım belki bu tatil dediğim aslında sadece gezmek tozmak olan süre zarfına..
Gezdim, yoruldum, eğlendim, aşık oldum, terk ettim-edildim...
Olmayacağını bildiğim bir duaya sadece 1 günlük amintobello dedim...
Sonra geçti.
Zaten çok sevdiğim bir insanla yüzyüze tanıştım.. Daha çok sevdim..
Yeni bir dost edindim.
Kule kule gezip salak prensi arandım, ki aranmayacağıma kendime söz vermişken...
Yine de bulamadım zaten..
Huzur buldum ev yapımı şarap kadehleri dostlarla kalkıp inerken...
Geri dönmeyi hem hiç istemedim, hem de özledim..
Karmaşık duygularla gittiğim İstanbul'dan, daha karmaşık, daha yorgun, ara ara kendinden emin, biraz değişmiş, biraz yenilenmiş döndüm..
Hala İzmir'in sakinliğine alışamadım belki ama, özlediğim ilk şeyin bu olmasını garipsemedim...

Edindiğim dostlar, yaşadığım anılar.. bunları kaydettim..

2 hafta nasıl geçti anlamadan, döndüm ve geri geldim..